Prof. Dr. Kerîm: Kişinin Vatan Sevgisi Şeriat Ölçüsünde Olmalıdır

Prof. Dr. Imad Muhammed Kerîm “İnsanın ülkesini sevmesi, insanlığın yaratılışında vardır ve İslam onu inkâr etmez. Ancak kişinin ülkesini Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihat etmekten daha çok sevmesi caiz değildir.” dedi.

Dün iki oturumun ardından ara verilen buluşma, bugün yine iki oturumla devam edecek.

İlk oturum Dr. Hêmin Ömer Ahmed başkanlığında başladı.

Oturumda, Prof. Dr. Imad Muhammed Kerîm “Kavmiyetçilik, Ulusal Aidiyet ve Kürt meselesi” üzerine bir konuşma yaptı.

“Kavmiyetçilik, kimliği belirlemekle alakalı olgulardandır”

Sözlerine âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd; peygamberlerin sonuncusu Hazreti Muhammed, onun ailesi, ashabı ve kıyamet gününe kadar onlara güzellikle tabi olanlara salat ve selam ile başlayan Prof. Dr. Imad Muhammed Kerîm “Öncelikle konuya, ırkçılığın tanımı ve ırkçılık hakkındaki görüşleri açıklamakla giriş yapıyorum.” dedi.

Prof. Kerîm “Kavmiyetçilik, kimliği belirlemekle alakalı olgular grubundandır veya insan topluluklarının aidiyetidir. İnsanların kimlikleri, din, etnik köken, dil, coğrafi bölge, medeniyet veya diğer faktörler gibi çok sayıda etken ve işaret temelinde belirlenir. Buna bağlı olarak vatanseverliğin tanımının, kişinin vatanına duyduğu sevgi, onunla özdeşleşmesi, ülkesinin ve ülkesinin insanlarının iyiliğine duyduğu özel ilgi olduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“Bahsedilenlerden biliyoruz ki vatana bağlılık, vatanseverliğin gereklerindendir. Yakınlık, sevgi, sadakat ve yardım demek olan bağlılık olmadan vatanseverliğin bir anlamı yoktur.” diyen Prof. Kerîm “Bu bağlılık, mensubiyet, benimsemek ve razı olmak demek olan aidiyeti meydana getirir. Bu da vatanseverliğin diğer anlamından başka bir şey değildir. Vatanseverlik ve aidiyeti birbiriyle ilişkilendirdik çünkü eğer aralarında bu bağ olmazsa farklı anlamlara gelebilirler. Dolayısıyla aidiyeti vatanseverlik üzerinden ifade etmekte haksız değiliz. Vatanseverliğin düşünce ve uygulama açısından olumlu tarafları olduğu gibi olumsuz taraflarının da olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.” şeklinde konuştu.

“Arap ve acem arasında takva dışında bir fark yoktur”

Prof. Kerîm, konuşmasında İslam’ın ırkçılığa bakışını ise şu sözlerle ifade etti:

“İslam, Allah’ın kulları için razı olduğu dindir. Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: ‘Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.’ (Maide-3) Yine şöyle buyurmaktadır: ‘Allah katındaki tek geçerli din İslam’dır’. (Ali imran19) Allah İslam’ın yerine başka bir dine razı olmaz. Şöyle buyurmuştur:’ Kim İslam’dan başka din ararsa ondan kabul edilmez’. (Ali imran 85) Parlak ve güzel şeriatı eksiksiz ve kapsamlıdır. Küçük veya büyük hiçbir şey yoktur ki onu adaletli hükmüyle kuşatmış olmasın. Bu meselemizde, karışıklık olmaksızın açıkça insanların eşit olduğunu belirledi. Siyah ve beyaz, kırmızı ve sarı, Arap ve acem arasında takva dışında bir fark yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır. Salavatların en üstünü ve selamların en mükemmeli üzerine olsun ki Allah Resulü şöyle buyurdu: Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde takva dışında bir üstünlüğü yoktur.”

“İslam kişinin milletine, ailesine ve diline mensubiyetini inkâr etmez”

“Bununla beraber İslam kişinin milletine, ailesine ve diline mensubiyetini inkâr etmez.” diyen Prof. Kerîm, “Çünkü bu, tarihi bir gerçeklik, coğrafi mevcudiyet, insani bir hakikat, ilahi bir kanun, fıtri bir durumdur. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: O’nun kanıtlarından biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. (Rum-22) Yine şöyle buyurmaktadır: Tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık. (Hucurat-13) Bu milletler ve kabileler arasında esasında, birbirini reddetmek, saldırmak, düşmanlık etmek, birbirine muhalefet etmek değil; birbirini tanıma, yardımlaşma ve dayanışma olmalıdır. Bunlar temel ilkelerdir ancak alimler tafsilatında milliyetçiliğin hükmü hakkında ihtilafa düştüler. Araştırma ve incelemeden sonra bu görüşleri üç kısımda özetledim. Birinci görüş, ırkçılığı şiddetli bir şekilde reddetmektedir. İkincisi, milliyetçiliği kabule daha müsamahakardır. Üçüncü görüşteki alimler ise, işin hakikatine tafsilatlı bir şekilde dalmışlardır. Öyle ki bu görüş, milliyetçilik hakkındaki görüşleri, kapalı ve gizli taraflarını da içine almaktadır.” dedi.

“Kişinin vatan sevgisi şeriat ölçüsünde olmalıdır”

“Vatan sevgisi fıtri ve yaratılıştan gelen bir duygudur.” diyen Prof. Kerîm, “İnsanın ülkesini sevmesi, insanlığın yaratılışında vardır ve İslam onu inkâr etmez. Mülk edinme, cinsi içgüdü ve intikam sevgisi gibi fıtridir. İslam, kişinin ülkesini savunmasına teşvik etmiş ve saldırıya uğradıklarında ülke ahalisine cihadı farz kılmıştır. Kişinin vatanını sevmesi, şeriata uygun olmalıdır. Kişinin ülkesini Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihat etmekten daha çok sevmesi caiz değildir.’ Resulüm! De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, iyi iken durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Resulünden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli ise o zaman Allah’ın azap emri gelinceye kadar bekleyin!'(Tevbe-24) Vatanını sevmek, onu savunmak ve yücelmesini istemek İslam’ın teşvik ettiği güzel ve istenen şeylerdir. Ancak bunlar ayrı, vatanı itikadi bir mesele haline getirmek ayrıdır. İslam, mensuplarını tevhit akidesiyle birbirine bağlamıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Şüphesiz Allah katında makbul din İslam’dır.(Ali imran –19) Yine Allah Subhanehu Teâlâ şöyle buyurmuştur: Kim İslâm’dan başka bir din arama çabası içine girerse, bilsin ki bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o ahirette ziyan edenlerden olacaktır.(Ali imran-85) Allah Teâlâ müminler arasında kardeşliği tesis etti. Söyleyenlerin en yücesi şöyle buyurdu: Müminler ancak kardeştirler. (Hucurat-10)” ifadelerini kullandı.

“Kürd sorunu Müslümanların çözülememiş meselelerindendir”

Prof. Kerîm, sözlerini şöyle tamamladı:

“İslami alanda birçok sorun ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor. Bu sorunlardan bazısı çözüldü. Bazısı ise günümüze kadar çözüme kavuşamadı. İçeriden önce dış çevrelerin ilgi ve istismar konusu haline gelmiş, Müslümanların çabasını, malını ve bol bol kanını tükettiği Kürt sorunu da bu çözülememiş meselelerdendir. İslam’ın gayretli insanları ciddi, dikkatli ve şeriata uygun bir şekilde, kanı durduracak ve kötü niyetli elleri kesecek bir çözüm ortaya koyabilmek için çalışmalıdır. Ancak bu memleket ehlinden olan ve bu ateşte kendisi de yanan araştırmacının aklını meşgul eden kaygısı ve sancısı bu oldu. Yıllarca okudukları ve deneyimledikleriyle bir çözüm bulmak için çaba harcadı. Büyük bir çaba, uzun bir müddet ve duygularını karıştırmayarak aklını çalıştırdıktan sonra bu konuda tasarladığı çözümün şekli, teori olarak aklında belirginleşti. Başarı Allah’tandır, tevekkül O’nadır. Umuyorum k, bu toplantıya faydalı ve layık olur.”

Check Also

Ramazan orucunun niyeti nasıl olmalıdır, sahur niyetin yerine geçer mi?

Fetva Kurulu “Ramazan orucunun niyeti nasıl olmalıdır, sahur niyetin yerine geçer mi?” sorusuna yanıt verdi. …