Ramazan ayında yapılan ibadetlerin hükmü ve oruç tutamayanların durumu nedir?

Ramazan ayında yapılan ibadetlerin diğer aylarda yapılan ibadetlere oranla ne kadar hayırlı olduğunu ve bu ayda kimlerin hangi şartlarda oruç tutamayacağını aktaran Genel Başkanımız Yardımcısı Molla Abdurrahman Özekinci, Müslümanlara bazı hatırlatmalarda bulundu.

Ramazan ayının Kur’an’ın nüzulü ile şeref kazanmasından dolayı bu ayda yapılan hayır ve hasenatın Allah’a ve Resul’üne göre çok daha makbul olduğunu dile getiren Özekinci, bazı ibadet ve amellerin bazı zaman ve mekanlarda çok daha faziletli olabildiğini şu ifadelerle açıkladı:

Kâbe’de kılınan bir namaz ile normal bir camide kılınan namaz arasındaki 100 bin hasene fark vardır. Mescid-i Nebevi veya Mescid-i Aksa’da kılınan namazların hayırları gibi Ramazan ayında yapılan ibadetlerin diğer günlerde yapılan ibadetlerden çokça daha fazla hayrı vardır. Ramazan ayında yapılan farz ibadetlerin hayrı 70 kat fazlayken bu ayda eda edilen sünnet ibadetler ise farz ibadetler kadar hayırlıdır.

“Daimî hastalığı bulunduğu için oruç tutmayanların kefaret vermeleri vaciptir”

Ramazan’da bazı insanların hastalık gibi sebeplerden dolayı oruç tutamayan insanların durumuna açıklık getiren Özekinci “Geçici hastalığı bulunup da oruç tutamayanlar sonradan kaza orucu tutabilirler. 2 adil doktor bir kişiye oruç tutamayacağını söylemişse o kişi oruç tutmaz. Şeker ya da tansiyon hastalığı bulunan veya kanser hastası olan kişi oruç tutamayabiliyor. Bu gibi daimî hastalığı bulunanlar, oruç tutamadıkları için kefaret vereceklerdir. Orucun kefaretinin verilmesi vaciptir.” dedi.

Bir kimse fitre, kefaret veya zekâtını kimlere vermeli!

Ramazan ayında hasta olan ya da olmayan, oruç tutan veya tutamayan her Müslümanın fitre ve zekatını vermesinin vacip olduğunu belirten Özekinci, kişinin ihtiyaç sahibini bulamadığı ya da ulaşamadığı zaman fitre, zekât ya da kefaretini yardım kuruluşlarına veya medreselere verebileceğini belirtti.

Özekinci, “Kişi bazen müstahak olan fakiri bulamadığı için fitre veya zekatını; bazı yardım kuruluşlarına, Kur’an kurslarına, medreselere ve özellikle insanların zenginden alıp fakire ulaştıran kurumlara vermesi çok daha makbuldür. Fakir görünüp de aslen zengin olanları değil de fakir olup bu durumlarını hissettirmeyenleri tespit edip yardım ulaştıran müesseselere oruç kefareti, fıtır sadakası veya zekât gibi hayırların verilmesi daha uygundur.” ifadelerini kullandı.

“İftara davetler yasaklandı fakat yine de bir kişinin iftarını temin edebilmeliyiz”

Son olarak Müslümanlara tavsiyelerde bulunan Özekinci, “Müslümanlar, bu ayda kimsesizlere yardım etsinler, aile efradına biraz daha bolca masraf yapsınlar, hayır ve hasenat için biraz daha çaba sarf etsinler, ibadetlerine daha fazla önem versinler. Hazreti Aişe’nin anlattığı gibi, cömert olan Resulullah Ramazan ayında çok daha cömertti. Şu anda iftara davetler yasaklandı fakat yine de bir kişinin iftarını temin edebilmeliyiz. Bir insan başka birinin iftarını açtırırsa, iftar yaptıran kişiye iftar açanın tuttuğu orucun sevabı gelir ve iftar açanın da sevabından bir şey eksilmez. Ramazan ayının son 10 gününde itikaf sünnetini eda etmeliyiz.”

Check Also

Dünya Kudüs Haftası Dolayısıyla Medresemizin Yaptığı Basın Açıklaması

Açıklamanın Tam Metni: Hilafetin yıkılmasından sonra, Müslümanlar açısından ikinci en büyük musibet hiç süphesiz İslam’ın …