8’inci Âlimler Buluşması Sonuç Bildirgesi

Düzenlediğimiz 8’inci Âlimler Buluşmasının sonuç bildirgesinde, “Bugün hiçbir strateji, Müslümanların kanının akmasını önlemekten daha önemli değildir. Bunu önlemek, Müslümanların birlik olmasından geçer. Hiçbir mazeret, Müslümanlar arasında ihtilafları körüklemeyi meşrulaştıramaz.” denildi.

Tarafımızdan gerçekleştirilen “8’inci Âlimler Buluşması” yayımlanan sonuç bildirgesiyle son buldu.

Irak, İran, Suriye, Filistin, Mısır, Katar, Kuveyt, Cezayir ve Lübnan başta olmak üzere ümmet coğrafyasından çok sayıda ulemanın iştirak ettiği buluşma, dün ve bugün 4 oturum ve mülahazalar şeklinde gerçekleştirildi.

Buluşmanın sonunda 15 maddelik sonuç bildirgesi İbrahim Çiçek tarafından Türkçe, Hüseyin Güler tarafından Arapça ve Mehdi Yalçın tarafından Kürtçe dillerinde okundu.

Sonuç bildirgesinin tamamı şöyle:

8’inci Âlimler Buluşması Sonuç Bildirgesi

Âlemlerin rabbi olan Allah’a hamd, Hazreti Muhammed Mustafa’ya salat, ehli beytine, ashabına ve onların yolunu sürdüren tüm müminlere selam olsun.

Allah’ın yardımıyla, 15-16 Rebiülevvel 1445 / 30 Eylül-1 Ekim 2023 tarihlerinde Diyarbakır’da İTTİHADUL ULEMA genel merkezinde düzenlediğimiz “8. Âlimler Buluşması”, pek çok ülke ve şehirden âlimlerin katılımlarıyla nihayete ermiştir.

Buluşmamızda takdim ve müzakerelerden sonra ortaya çıkan sonuç maddelerini İslam âlimlerine ve ümmete sunuyoruz:

1- Allah (celle celaluhu), âlimlerin şahitliğini, kendi tanıklığı ve meleklerin tanıklığından sonra zikretmiştir. “Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Âl-i İmrân: 18).

Peygamberimiz Hazreti Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), âlimleri kendisine varis kılmıştır: “Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler, dinar veya dirhem miras bırakmamıştır ancak ilim miras bırakmışlardır. Onu alan, büyük bir pay almış olur.” (Timizi: 2682).

Bu doğrultuda âlimin temel sorumluluğu, daima hak ve hakikatin peşinden giderek Allah’ın dinini tebliğ etmek, Hazreti Peygamberin sünnetini öğretmek ve hakkı ikamede topluma önderlik etmektir.

2- İslam düşmanları, İslam’a karşı ittifak içinde düşmanlık etmektedirler. Bu düşmanlık, Müslüman devletleri ve toplumları aştı, cinsiyet ve yaş farkı gözetmeden, erkek-kadın, genç-yaşlı demeden fertleri hedef alacak boyutlara vardı. Bu topyekûn düşmanlığa karşı Müslümanların birlik olmaktan başka çareleri yoktur.

Bugün hiçbir strateji, Müslümanların kanının akmasını önlemekten daha önemli değildir. Müslüman kanının akmasını önlemek, Müslümanların birlik olmasından geçer. Bugün hiçbir mazeret, Müslümanlar arasında ihtilafları körüklemeyi meşrulaştıramaz.

3- Allah (celle celaluhu) şöyle buyuruyor: “Sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana ibadet ediniz.” (Enbiyâ: 92), “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız…”   (Âl-i İmrân: 110).

Sadece ümmet değil, bütün insanlık, vahyi dışlayan, vahyin rehberliğine isyan eden çağdaş küfür tarafından günbegün felakete sürükleniyor. Buna karşı, Müslümanlardan başka sesini çıkaran kimse kalmamıştır. Küfrün ifsadına karşı, Müslümanları önce fikirlerini, sonra bütün imkânlarını bütünleştirmeye çağırıyoruz. Bu açıdan asrın ihtiyacını karşılayacak hükümler cesaretle geliştirilmelidir.

4- İslâmî uyanış, insanlığın sürüklendiği hukuki çöküş ve ahlaki tükenişe karşı tek çözümdür. İslâmî uyanışa yönelik dışarıda ve içeride geliştirilen meydan okuyuşlar, tehditler aşılmalı. Bunun için Müslümanlar arasında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu andıran büyük istişare buluşmaları gerçekleşmelidir.

5- Medreselerin kapatılması, İslam ümmetinin başına gelmiş en büyük felaketlerden biridir. İslam uleması, Müslümanların zihnini sünnet-i seniyye üzere ihya ve inşa etmenin yegâne yolu olan İslâmî tedrisatı ve onun kurumları olan medreseleri ihya gayretindedir. Onların bu gayreti desteklenmeli, işlerini zorlaştıracak her tür karar ve uygulamadan itina ile kaçınılmalıdır.

6- İslam uleması, sadece toplumu irşad etmeyecek, siyasi, askeri veya bürokratik farklı makamlarda bulunanlara da hakkı açıklık ve cesaretle tebliğ edecek, onları doğruya yöneltirken haksızlığa ve zulme karşı çıkmada da emsal olacaktır.

7- Müslümanların ilk kıblesi ve Hazreti Peygamberin İsra ile Miracının kesişim noktası Mescid-i Aksâ’nın ve onun pâk çevresi Kudüs-ü Şerif’in siyonist istilası altında olması, ümmetin içine düştüğü vaziyetin bir neticesidir. Mescid-i Aksâ’yı ve Kudüs’ü siyonist istiladan ümmetin vaziyetinin düzelmesi kurtaracaktır. Ümmet, bir ve güçlü ise Mescid-i Aksa ve Kudüs, selamette olacaktır. İslam tarihi, bize bunu duyurmaktadır.

8- Kudüs fatihi Selâhaddin-i Eyyûbî Hazretlerini yetiştiren zemin; İmam Cüveynîlerin, Ebû İshak eş-Şirazilerin, İmam Gazzâlîlerin İslâmî tedrisatı ihya ve İslam ümmetini irşadlarının eseridir. Selâhaddin-i Eyyubî Hazretleri, Kudüs’ü fethettikten sonra bir taraftan kılıcıyla III. Haçlı Seferi’ne karşı koymuş, diğer taraftan da İslam’ın kalemine işlerlik kazandıracak İslâmî ilim kurumları açmış, İslâmî tedrisata ve Ümmeti irşada ihtimam göstermiştir.

Bugün de İslâmî tedrisat ve ümmeti irşad, Kudüs’ü siyonist istiladan kurtarma stratejisinde yol almalıdır. Tedrisat ve irşadımız, Gazzâlîleri yetiştirecek; Gazzâlîlerin vesile olduğu zemin, Kudüs’ün fethine vesile olacaktır.

9- İnsana hiçbir özel alan bırakmayan bir istila hırsıyla hareket eden küresel yapılar, insanlığın sevgi, huzur, sığınma, neslini sürdürme ve aileyi imha projelerini peş peşe icra ediyorlar. Ahlaksızlık, bu imha projesinin silahıdır. İnsanlık, değersizleştirilerek ahlaksızlığa sürüklenmekte, ahlaksızlık ile kula kul edilmektedir. Bugün ahlaksızlık bireysel bir zafiyet olmaktan çıkmış, politik bir silaha dönüşerek insanın hürriyetini elinden alma ve dolayısıyla insanı köleleştirme aracına dönüşmüştür. Ahlaksızlaşmak köleleşmektir. Ahlaksızlık projeleri, hürriyet düşmanlığıdır.  

Aileyi, değerleri ve ahlakı yok eden küresel dalgayla mücadele etmek amacıyla özelde İslam dünyası, genelde ise tüm dünya düzeyinde iletişim köprüleri kurulmalı, insanın hürriyetine kast eden ahlaksızlığa karşı Müslümanların önderliğinde beynelmilel bir dayanışma oluşturulmalıdır.

10- Hırsta sınır tanımayan küresel güçler, her imkânı insanlığa tahakküm ve insanın iradesini gasp için kullanmaktalar. Bu manada son teknolojinin getirdiği iletişim imkânları, kadın ve gençleri ifsat edip temel insani değerlere karşı savaştırmak için kullanılıyor.

Müslüman kadın ve Müslüman gençlik, her devirde Müslümanların ihyasında mühim bir vazife görmüştür. Müslümanlar artan iletişim imkânlarından ifsada karşı ihya için istifade etmelidir. Kadınımız ve gençlerimiz, iletişim imkânlarıyla ihya olmalıdır.

11- İslam, kadının hakkını veren tek nizamdır; kadının Müslüman toplumda haklarının gaspı İslam’dan uzaklaşmaktan kaynaklanmaktadır.

Müslüman kadının statüsü ihya edilmeli, İslam’ın kadına verdiği miras gibi maddi haklar için fiilen mücadele edilmeli, aile bireylerinin her birinin hakları ve görevleri arasındaki dengeye ilişkin hükümleri ebeveynlere ve toplumun tüm kurumlarına kavratacak bir tedrisat ve irşad programı geliştirilmelidir. Eğitim sisteminin de bu yönde değişmesi için gereken her tür çalışma gecikmeden yapılmalıdır. Bu mahiyette aileyi koruma ve güçlendirme stratejisi geliştirmek elzemdir.

12- Asrımızın ”bilgi ve iletişim asrı” olduğu, ittifak edilen bir hakikattir. İslam iletişimi, Müslümanlar arasında cemaat ve irşad; Müslüman olmayanlara yönelik olarak ise tebliğ ve davet üzere inşa eder. Müslümanın asli görevlerinden biri olan irşad ve tebliğin bilgi ve iletişim çağına ve çağın koşullarına göre yapılması gerektiğine inanıyoruz.

13- Her devirde İslam’ın bayraktarlığını yapan Müslüman gençliğin irşadında kaliteyi yeniden yakalamak durumundayız. İrşadda kalite, örneklik teşkil etmektir. Ulemayı, siyasi ve askeri liderleri, eğitimcileri, kanaat önderlerini, anne ve babaları Müslüman gençliği irşad edecek bir örnekliğe davet ediyoruz. Bilinmeli ki bizim, haktaki dürüstlüğümüz ve tutarlılığımız, gençliğe mürşid olacaktır.

14- Önceki iki asırda Müslüman Kürt halkının siyasal haklarını gasp eden güçler, bugün Müslüman Kürt halkının itibarına kast etmektedir. 

Seküler dünya, dün İslam’ın Kürt halkına kazandırdığı siyasal hakları imha ettiği gibi, bugün Kürt halkının itibarını, ahlak ve şahsiyetini imha peşindedir.

Müslüman Kürt halkının İslam içinde dürüstlük, yiğitlik, vefalı olmak, mertlik, namusuna düşkünlük gibi değerler ve dünya tarihine yön veren ulema ve önderleriyle kazandığı itibar, bugün sekülerleşme ile tarihi bir tehdit altındadır.

Liberal küreselcilik, Kürt halkının değerlerinden yoksun kalmasını da yeterli görmemekte, aynı zamanda ondan ahlâkî değerlere karşı savaşmayı da istemektedir. Karmaşık ideolojik yapılar, Müslüman Kürt ailesine ve Kürdün itibarına karşı savaştırılmaya çalışılmaktadır. Değerlerin yok edilmesine karşılık siyasal hak verme vaatleri aldatmadır bu durum kabul edilemez.

Kürt halkının itibarını korumak, onun İslam kaynaklı dürüstlük, yiğitlik, vefalı olmak, mertlik, namusuna düşkünlük gibi değerlerini ihya ile birlikte, ilimde ve bilimde insanlığa yeniden önderlik yapacak öncü şahsiyetler yetiştirmekle mümkündür.

15- İnsana karşı savaş hâlinde ırkçılık, Kürt halkının mağduriyet sebebidir. Onun kurtuluş yolu olamaz. Kürtler, haklarını insani değerlere karşı savaşıp küresel güçlerden “Aferin!” alma yoluyla değil, insani değerlerin yanında durup onlara sahip çıkmakla ve insanlığa önderlik yapmakla elde edeceklerdir. Kurtuluşun yolu budur.

Check Also

Ramazan orucunun niyeti nasıl olmalıdır, sahur niyetin yerine geçer mi?

Fetva Kurulu “Ramazan orucunun niyeti nasıl olmalıdır, sahur niyetin yerine geçer mi?” sorusuna yanıt verdi. …