“Halk Merhamete Gelince Hakk’ta Merhamete Gelecektir”

Üyemiz Bingöl ilim irfan medresesi baş müderrisi Molla Sahap Korkutata, musibet zamanlarında dua, tövbe ve istiğfar konusunda açıklamalarda bulundu.

Korkutata, mal sahiplerine de çağrıda bulunarak, zam gibi insanlara eza verecek tutumlardan kaçınmak gerektiğini, mal ve mülkün sahibinin Allah olduğunu unutmamak gerektiğinin altını çizdi. Korkutata, sadakanın bela ve musibetleri def ettiğini hatırlatarak özellikle sadaka vermeye devam etmemiz gerektiğini söyledi.

“Sadece bela ve musibet zamanlarında yapılan tövbe ve istiğfar Allah katında geçerli değildir”

Korkutata, “Büyük bir musibet, büyük bir bela geldi. Rabbimize hamdolsun ki bizler musibet gelince ‘Allah’tan geldik ve yine ona dönücüleriz’ dedik. Musibetler, belalar, kuvvetler, şiddetlerin hepsi yüce Allah’tan geliyor. Bunları telafi etmek için bir taraftan hükümetlerin veya genel olarak halkın bir tedbiri vardır ve halk üzerinde yapıların hızlıca yapılması ve dışarda kalmamak üzere tedbirleri vardır. Fakat Müslümanların üzerinde vazife olarak hem tedbir alırlar ve gerekli vazifeleri görürler diğer taraftan da tövbe ve istiğfar edip sadaka ve hayır işleri yaparlar. Müslümanlar sadece musibet esnasında bunu yaparlarsa Allah katında bu çok geçerli değildir. Müslümanlar sıkıntı vakti gelince istiğfar diler, dua ederse, def-i bela Rabbinden arzu ederse o zaman Allah o belaları def edecektir.” ifadelerini kullandı.

“Dua ve istiğfar olursa belalar def olunur”

Korkutata, dua, tövbe ve istiğfarın belaları def ettiğinin önemine değinerek, “Allah, Hud suresi 117’inci ayetinde, ‘Biz köyleri, memleketleri helak etmeyiz, içinde yapıcı, ıslah edici insanlar olduğu sürece biz helak etmeyiz.’ Enfal suresi 33’üncü ayetinde ise, ‘Halbuki Rasûlüm, sen onların arasında bulunduğun sürece Allah onlara azap edecek değildir. Bir de yaptıklarına pişmanlık duyup günahlarının bağışlanmasını diledikleri sürece de Allah onlara azap etmeyecektir’ buyurmaktadır. Hatta denilir ki bir sahabe Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) hayatta iken ibadetlerini yapmakla beraber, Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) dünyadan hicreti sonrası ibadetlerine ağırlık vermiştir. Bunu fark eden diğer sahabeler kendisine sorarlar, ‘Resulullah’ın dünyadan hicreti sonrasında ibadetlerine ağırlık verdin oysa ki bizler Resulullah aramızdayken ibadetlerimizi daha sıkı yapardık, bu halin nedir?’ diye sorduklarında, o sahabe şu cevabı vermiştir; ‘Bizim helak olmamamız için iki tane eman vardı,  birincisi Resulullah’ın aramızda oluşu, ikincisi de dua, ibadet, tövbe ve istiğfarımız. Şimdi biri gitti biri kaldı ben bu sebeple bela ve musibetleri def etmek için tövbe ve istiğfara ağırlık verip ibadetlere tutundum.’ cevabını verir.” dedi.

“Merhamet ile musibetin şiddeti azaldı”

Korkutata, bela ve musibetlerin defi için sadakanın önemine dikkat çekerek, “Bundan dolayı tövbe ve istiğfar etmek, birbirine sevgi gösterip yardım etmek gerekir. Efendimizin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu konuda hadisleri vardır. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ‘Bir köyden biri sadaka verirse Allah o köyden belaları def eder’ buyurmuştur. Yani biz de umuyoruz ki elhamdülillah Müslümanlar Allah’ı unutmadırlar. Deprem oldu, fay hattı bir sebeptir ama bu sebebin asıl müsebbibi yüce Allah’tır. Herkes Allah’tan korkup ona münacatta bulundu, merhamete başladı, sadakaya başladı. Dolayısıyla bu afetin hacmi bin ton ise 5-10 tona düştü ve o kadar kolaylaştı. Çünkü depremzede kardeşlerimiz baktılar ki halk merhamete geldi. Halk merhamete gelince Hak’ta merhamete gelecektir. Ümidimiz Rabbimizden odur ki bizler merhamete geldik, biz sağirden kebire (küçükten büyüğe) herkes bu olaya koştu. Belki birkaç bedbaht insan müstesna, onlar alay ettiler, oyun yaptılar lakin diğer halk özellikle Türkiye’de kimse evinde rahat rahat oturmadı ve rahat yiyip içmedi, kendi rızkından kısıp oraya verdi, çünkü Allah Resulü diyor ki, ‘Merhamet etmeyene merhamet olunmaz’ merhamet edene de merhamet olunur.” İfadelerini kullandı.

Korkutata, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Özellikle bir taraftan Allah’a yalvarıp yakaracağız ve bunu sadece bu zamana sığdırıp musibet esnasında Allah’a yalvaralım, musibet bitikten sonra artık işimiz bitti ve o işle uğraşmayalım düşüncesi Allah’ın Kur-an’da tabir ettiği gibi o bazı bedbahtlar ki ‘Denizde gemide iken onları fırtına kuşatıyor, bakıyorlar ki boğulacaklar, Allah’ı ihlasla çağırıyorlar, bakıyorlar ki karaya indikten sonra tekrar yönünü çeviriyorlar.’ Bizler onlar gibi olmayalım, bizler her halükârda Rabbimizden istiğfar dileyip ona ibadet edeceğiz, merhametli davranacağız, sadece deprem günleri değil her zaman infak yapacağız. Nasıl ki bu zor zamanlarda Rabbimizden istiğfarda bulunuyoruz, Allah hatırına deprem yaraları sarılıncaya kadar elimizi cebimize koyalım infak edelim. Diğer taraftan da malperest adamlar da akıl erdirseler ki ‘biz merhamete gelelim, insafsızlık yapmayalım, bizler aşırı zamlar yapmayalım, mal geçicidir, oradaki kardeşlerimiz zengindiler bir gecede fakir oldular, Yüce Allah malımı elimden alır, ben merhamet edersem Allah çoğaltır,’ çünkü Allah Kur-an’ı Kerim’ de buyuruyor; ‘Kim Allah’a şükrederse ben ona varlığını çoğaltacağım.’ Evet, Allah bizlere izan ve iman versin ki depremler Allah’tan geldi, musibetleri yine bertaraf edip kaldıracak olan yüce Allah’tır. Allah yeryüzüne sekinet versin, artık tekrar depremleri görmeyelim. Musibetzede kardeşlerimize Allah’tan rahmet dileyelim ve onlara yardım edelim, merhametli davranalım ki Allah da bize merhamet etsin.” şeklinde konuştu.

Check Also

Medrese Öğrencilerinden Gazze’ye Anlamlı Destek

İTTİHADUL ULEMA olarak Diyarbakır İlim İrfan Medresesinde eğitim gören bayan öğrencilerimiz, “Harçlığımız Gazze’ye” sloganıyla başlattıkları …